Esansiyel Yağlar sadece ‘doğanın ilacı’ değil, aynı zamanda 3000 yıldan uzun bir süre önce yapılan tedavilerde kullanıldığı kaydedilmiştir. 1800’lerin sonlarında basit tıbbi kullanımda ön plana çıktılar ve genellikle o zamanlarda meydana gelen birçok savaşta yaralıları tedavi etmek amacı ile kullanılıyordu, doğal iyileşme süreçlerinde antibakteriyel etkiye sahip olmalarından dolayı seçilmişlerdi.

Ve bu doğal yağlar, bitki yaşam alanlarındaki bitkileri böceklerden, hastalıklardan, enfeksiyonlardan ve stresli koşullardan koruyan yoğunlaştırılmış esansiyel yağlarla aynıdır – aynı faydaları insanlara da getirdiği gibi, hayvan sağlığına ve mutluluğuna da getirdiği bilinmektedir! Peki esansiyel yağı tam olarak nedir diye baktığımızda karşımıza ne çıktığına bir göz atalım. Esansiyel bir yağ, bitkilerden elde edilen uçucu kimyasal bileşikler içeren konsantre bir hidrofobik sıvıdır. Esansiyel yağlar ayrıca uçucu yağlar, eterik yağlar, aetheroleum veya basitçe çıkarıldığı bitkinin yağı olarak da bilinir ve adlandırılır, örneğin kekik yağı gibi.

Temel – Esas (Esansiyel) yağlar yağ asitlerine sahiptir, esansiyel olarak adlandırılmaları güzel veya kötü koktuklarından dolyayı değil ‘esansiyel’ yani ingilizcede ‘essential’ TEMEL – BAŞLICA – ESAS anlamından gelmektedir. Esansiyel Yağ Asitleri (temel yağ asitleri) insanların ve hayvanların yaşamlarını devam ettirebilmesi için dışarıdan alınması gereken, vücut tarafından üretilemeyen yağ asitleridir. İnsanlar için bilinen 3 esansiyel yağ asidi vardır. Bunlar; Alfa Linoleik Asit (omega-3), Linoleik Asit (omega-6) ve Araşidonik asittir. Dilerseniz şimdi esansiyel yağların neden Doğanın Esrarengiz Gücü olarak göründüğüne bir göz atalım.

Esansiyel Yağlar – Doğanın Esrarengiz Gücü

esansiyel yağ karışımı

Yağ asitlerinin sağlık açısından belki de en önemli bir etkisi, kan serumundaki yüksek lipid ve kolestrol düzeyini düşürmesidir. Ancak bu konuda çalışan kimi araştırmacılar, söz konusu etkinin yalnızca temel yağ asitlerine özgü olmadığını, örneğin balık yağlarındaki poliyenik yağ asitlerinin de aynı etkiye sahip olduklarını belirtmişlerdir. Ortaya konan bu yeni veriler ışığında, sağlıklı bir yağ tüketimi için, günlük enerjinin en az %1 – 2‘sinin linoleik asitten sağlanması ve bu nedenden dolayı, günde en az 3-7 g linoleik asit tüketilmesi gerektiği konusunda, araştırmacılar görüş birliğine varmışlar. Yine bir çok araştırmacının doymuş yağ asitleri hakkında ulaştıkları bulgulara göre, bu yağ asitleri β lipoproteinlerle kolestrolün kan serumundaki seviyesini artırmaktadır. Gerçekten %50 yağ içeren bitkisel diyetlerle yapılan besleme denemelerinde, yağdaki doymuş yağ asitleri oranının artırılmasıyla, kan serumundaki kolesterol konsantrasyonu %30’a kadar artmıştır. Ancak aynı denemelerde diyetteki yağ linoleik asit esterleri ile değiştirildiğinde, söz konusu konsantrasyon %30 azalmıştır. Doymuş yağ asitlerinin fizyolojik etkileri konusunda saptanan en önemli verilerden bir diğeri, tüketilen yağdaki doymuş yağ asitlerinin yükselmesi ile, vücutta kanama oluşum meylinin artması ve bu olgunun diyete linoleik veya linolenik asitlerce zengin yağların katılması halinde önlenebilmesidir.

Değinilen tüm bu bulgular sonucu, tüketilen yağlarda bulunan doymuş yağ asitleri, dolayısı ile doymuş trigliseritler, fizyolojik yönden yararlı bir etki göstermemektedir. Bu nedenle söz konusu olumsuz etkiyi önlemek üzere, tam hidrojene edilmiş yağların doğrudan tüketilmeyip, sıvı yağlarla karıştırıldıktan, hatta interesterifiye edildikten sonra, gıda olarak tüketilmesi tavsiye edilmektedir. Bu veriler ışığında sonuç olarak. doymuş yağların tüketimi, esas yağ asitlerinin vücut sağlığı açısından önemleri dikkate alınarak, aşağıda verilen reçetede vurgulandığı gibi, iki temel noktaya uyularak yapılması tavsiye edilmektedir;
– Günlük tüketilen yağlarla vücuda gereken miktarda linoleik asit alınması halinde, bu yağın tümünün doymuş yağ olması, bir sakınca teşkil etmemektedir.
– Buna karşın eğer kan serumundaki lipit düzeyinin düşürülmesi zorunluluğu varsa, tüketilecek doymuş yağlar mutlaka linoleik asit yönünden zenginleştirilmelidir.

Bununla birlikte yağın yeteri kadar antioksidan içermemesi halinde poliyenik yağ asitlerinin fazlaca lipit peroksidasyonuna neden olacağını göz önünde tutan Amerikan Kalp Birliği, aort ve kalpte eterom plakçıklarının oluşumunu önlemek için, günlük tüketilen yağdaki doymuş, monoenik ve poliyenik yağ asitlerine ait oranları, bir çeşit faydalı yağ karışımı gibi 1/1/1 olarak belirlemiştir. Buna göre pratik olarak günlük alınan yağın, üçte birinin hayvansal yağ ya da margarin (doymuş), üçte birini zeytin veya fındık yağı (monoenik) ve üçte birinin de tohum yağları (poliyenik) olması, sağlıklı bir yağ tüketimi için yeterli kabul edilmektedir. Doğada poliyenik formda bulunan esas yağ asitleri ile poliyenik yapıdaki diğer doymamış yağ asitleri, yağların beslenme fizyolojisi açısından değerini birinci derecede etkileyen bileşenlerdir. Çünkü farelerle yapılan besleme denemeleri verilerine göre, tümüyle yağsız diyetle beslenen hayvanlarda kıl dökülmesi, aşırı su kaybı, gelişmede duraksama ve deride pullanma ve yara açılmaları gibi semptomlar belirlenmiştir. Buna karşın diyete linoleik, linolenik ve araşidonik asitler katıldığında, bu semptomların kayboldukları saptanmıştır.

Yine deney hayvanlarının yaklaşık %35 oranında doymuş yağ asitleri veya tam hidrojene yağ içeren diyetlerle beslenmeleri halinde, yağ dokularında granülleşme meydana geldiği ve bu semptomun diyete %20 oranında mısır özü yağı katılmasıyla önlendiği saptanmıştır. Sonuç olarak farelerle yapılan çok sayıdaki deneme sonuçlarına göre, diyetteki yağda doymuş yağ asitleri ile doymamış yağ asitleri arasında 30/70’lik bir oranın bulunması halinde,
gelişmenin normal bir seyir gösterdiği, ancak diyetteki doymuş yağ asitleri oranının yükselmesiyle, esas-temel yağ asitlerine duyulan gereksinimin arttığı, ortak bir bulgu olarak belirlenmiştir.

Esansiyel yağların mucizevi antibakteriyel, antifungal, antiviral, antiemflamatuar ve antiparazitik gibi etkilerinden de bahsetmek gerekiyor fakat bunu ilerleyen zamanlarda takip edecek olan faydalı esansiyel yağlar yazı dizimizde ayrıntılı olarak ele alacağız.